Alevi kurumlarından MEB’in eğitim modüllerine itiraz

Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Alevî-Bektaşî inancı ve kültürü eğitim modülleri, Alevi kurumlarının tepkisine neden oldu.

Aralarında Alevi Bektaşi Federasyonu, Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Türkiye Alevi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ve Avustralya Alevi Bektaşi Federasyonunun bulunduğu kurumlar tarafından yapılan ortak açıklamada, Aleviliğin devlet tarafından yeniden tanımlanması veya müfredatlaştırılması konusunda kaygı duyulduğu belirtildi.

Açıklamada, Aleviliğin yalnızca kültürel bir başlık olarak ele alınamayacağı savunularak, bunun yaşayan bir inanç ve yaşam yolu olduğu ifade edildi. Aleviliğin tarihsel yapısında yol, erkân, ocaklar, sürekler, pir-talip ilişkisi, cemler, hizmetler, ikrar, görgü ve rızalık gibi unsurların bulunduğuna dikkat çekildi.

“Yol-Erkân hizmetlisi olmak bir meslek değildir”

Ortak açıklamada özellikle MEB tarafından “Alevi-Bektaşilikte Yol Erkân” başlığı altında hazırlanacağı belirtilen 104 saatlik eğitim modülüne ve bu eğitimi verecek kişilerin “usta öğretici” olarak görevlendirilmesine itiraz edildi.

Açıklamada, Yol-Erkân hizmetlerinin devlet tarafından verilecek bir sertifikayla tanımlanamayacağı belirtilerek, “Yol-Erkân hizmetlisi olmak bir meslek değildir” görüşüne yer verildi.

Alevi kurumları, devlet tarafından verilen bir “usta öğreticilik belgesinin” kişiyi Alevi yolunun inançsal taşıyıcısı haline getiremeyeceğini savundu.

“İtirazımız Aleviliğin öğrenilmesine değil”

Açıklamada, çocukların ve toplumun Aleviliği öğrenmesine karşı olunmadığı özellikle vurgulandı.

Alevi toplumunun kendi çocuklarına inancını, tarihini ve kültürünü aktarma hakkının savunulduğu belirtilirken, bu hakkın öznesinin Alevi toplumu olduğu ifade edildi.

Devletin görevinin Alevilere Alevilik öğretmek değil, eşit yurttaşlık, inanç özgürlüğü ve laiklik temelinde herkesin kendi inancını özgürce yaşayabileceği koşulları sağlamak olduğu görüşü dile getirildi.

1826’ya gönderme yapıldı

Açıklamada, Osmanlı döneminde 1826 yılında Bektaşiliğin yasaklanması ve Bektaşi tekkelerine yönelik uygulamalar da tarihsel bir arka plan olarak gündeme getirildi.

Alevi kurumları, geçmişte yaşananların yalnızca tekkelerin kapatılmasıyla sınırlı olmadığını, Alevi-Bektaşi yolunun kendi kurumları, önderleri ve erkânı üzerindeki iradesinin de sınırlandırıldığını savundu.

Ortak açıklamada, günümüzde farklı yöntemlerle benzer bir anlayışın yeniden üretilebileceği yönündeki kaygı dile getirildi.

“Alevi toplumu buna rızalık vermez”

Alevi toplumuna da çağrıda bulunulan açıklamada; ocakların, dergâhların, cemlerin, erkânın ve inanç hafızasının korunması gerektiği ifade edildi.

Açıklamanın sonunda “Alevilik Alevilerin Yolu’dur” denilerek, Aleviliğin devletin bürokratik mekanizmaları üzerinden biçimlendirilmesine karşı çıkıldı.

Ortak açıklama, “Rıza lokmasının, hakikatin ve yolun tarafındayız” ifadeleriyle sona erdi.

Whatsapp Image 2026 09 30 At 16.21.59