AKP, en özelleştirmeci iktidar olma unvanını sürdürüyor. Özelleştirmeler de sınır tanımadı, tanımıyor. En özelleştirmeci iktidar konumunu pekiştiren adımları atmayı sürdürüyor. Kamu kaynakları bir bir satılıyor. Sırada köprü ve otoyollara geldi. Köprü ve otoyollar özelleştirilmek isteniyor.
Özelleştirilecek altın yumurtlayan tavuklar açıklandı.15 Temmuz Şehitler ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri, Edirne-İstanbul-Ankara, Niğde-Pozantı, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme ve İzmir-Aydın otoyolları ile Ankara, İzmir, Gaziantep ve Bursa çevreyolları özelleştirilmek isteniyor.
AKP iktidarı özelleştirme karşıtı tepkileri dindirmek için çaba gösteriyor. Özelleştirme değil, işletme hakkının devri diyor. Mülkiyet devlette kalacak diyor. İyi de 30 yıl yok pahasına kapitalistler köprü ve otoyollarının sahibi olmayacaklar mı? Olacaklar. 31 Aralık 2031’e kadar tüm gelirler kapitalistlerin kasasına akmayacak mı? Akacak.
AKP iktidarı tapılan tüm özelleştirmelerin yüzde 88’inin altına imza attı. Ne var ne yok, babalar gibi satıldı. Hâlâ da satıyorlar. AKP, mal üreten kamu işletmelerini özelleştirmekle yetinmedi, kamu hizmetlerini de özelleştirdi.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan özelleştirmeleri cepheden savundu. “Ben ülkemi pazarlamakla mükellefim. Herkesle her yerde görüşürüm” diyebildi. İşçi ve emekçilerin vergileriyle kurulan kamu işletmeler bir bir özelleştirildi. Sermayeye devasa yeni kar kapıları açıldı.
Özelleştirmelerle devlet tekeli kalkacak, güya sermaye tabana yayılacaktı. Halka ucuz hizmet verilecekti. Sonuç ne oldu? Özelleştirme gelirleri kapitalistlerin kasalarına aktı. Kapitalistlerin kazancı büyüdükçe büyüdü. Mal ve hizmetlerin fiyatları ise daha da arttı. Bedeli ise halk ödedi.
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesinden yaklaşık iki bin karayolu işçisi doğrudan etkilenecek. Etkilenecek, zira özelleştirilme çalışanların iş güvencesini yönelik açık saldırının adıdır. Kitlesel işten çıkarmalar yaşanabilir. Güvencesiz, taşeron çalışma yaygınlaşır.
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesi emeğin toplumsal kesimlerinin yükünü büyütür. Zira geçiş ücretleri devasa oranda artar. Kârını sermaye büyütürken, zarar ise bir defa daha halkın omzuna, sırtına bindirilir.
Peki, işçilerin örgütlü olduğu Yol-İş ne yapıyor? Yaptıkları tek şey sözde özelleştirme karşıtı açıklamalardır. Yol-İş sendikasının köprü ve otoyollarının özelleştirilmesine karşı herhangi bir ciddi eylem kararı almaktan kaçıyor.
Köprü ve otoyollarda çalışan işçi ve emekçiler özelleştirme saldırısını durdurmak için birleşmelidir. Sınıfın diğer kesimleriyle birleşik mücadelenin yollarını aramalı, Yol-İş ağalarının üzerindeki baskıyı büyütmeli, ihanete geçit vermemelidir.
