Dilovası iş cinayeti davasına dair yazıyı kaleme alırken bir acı iş cinayeti haberi daha aldım. Hacıbektaş Avuç köylü Furkan Yıldırım çalıştığı atölyede meydana gelen patlama sonucunda yaşamını yitirdi. Bu atölyede işçi sağlığı ve güvenliği için yeterli önlem alınmadığı sonucu çıkarsa hiç şaşırmam zira bu ülkede en ucuz şey işçinin canı! En fazla iş cinayetinin yaşandığı Avrupa ülkesi olmamız bu acıklı durumun en açık göstergesi!
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde bulunan Ravive Kozmetik’te bundan bir yıl önce gerçekleşen patlamada üçü çocuk olmak üzere 7 işçi yaşamını yitirdi. Yedi işçiyi, yedi canı, üç körpe çocuğu yaşamdan koparan, kuralsızlığın kural olduğu atölye İŞKUR müdürlüğünün hemen dibindeydi. Tehlike açık ve netti.
Kaçak atölye ile ilgili olarak Dilovası halkı defalarca şikayette bulunmuştu. Halkın tüm şikayetlerine rağmen kaçak parfüm atölyesi denetlenmedi. Hiçbir iş güvenliği önleminin alınmadığı atölyede işçiler çalışmaya devam etti. Güvencesiz, sigortasız çalışan işçilere uzun saatler boyunca çalışma dayatıldı. Yedi işçinin diri diri yandığı bu katliam nedeniyle ailelerin evine ölüm ateşi düştü. Yürekler yandı.
Okulda olması gereken, çalışması yasak olan çocukların ölümü acıyı ve öfkeyi daha da büyüttü. Ölümler, atölyesi sahibi olan patrona, dibindeki atölyeyi onca dilekçeye rağmen denetlemeyen İş Kur’a dönük tepkiyi çığ gibi büyüttü.. Emek örgütleri katliamın üstünün örtülmesini engellemek için harekete geçti. Kaçak atölye sahipleri olan patronların, hiçbir denetleme yapmayan ve kuralsızca çalışmasının önünü açan tüm sorumluların yargılanması için mücadeleyi büyüttü.
Mücadele sonuç verdi. Ravive kozmetik yetkilileri tutuklandı. Denetim ihmali olan kamu görevlileri de tutuklandılar. Çok geçmeden tutuklanmaların göstermelik olduğu anlaşıldı. Önce kamu görevlileri bir hafta içinde serbest bırakıldı. Dört Kasım’da gerçekleşen beşinci duruşmada ise Ravive patronlarından Ali Osman Akat tahliye edildi. Ravive Kozmetik’in patronu Ali Osman Akat şirketin resmi yetkilisi olan İsmail, Altay ve Aleyna Oransal’ın akrabasıydı.
Patron Ali Osman Akat pervasızlığını duruşmalarda da sürdürdü. Duruşmalar boyunca sağ kurtulan işçilere ve ölen işçilerin yakınlarına hakaret etti. A. Osman Akat kuşkusuz ki bu pervasızlığı sermaye düzeninden alıyordu. Zira patronların korunduğu Türkiye de kendisine hiç bir şey olmayacağını adı gibi biliyordu. Kolombiya’dan Türkiye’ye “kozmetik ürün” adı altında gönderilen 111 kilogram kokainin alıcısı olarak tutuklanan Ali Osman Akat siyasilerle olan yakınlığı ile övünüyordu. Nitekim Ravive katliamında sorumluluk taşıyan Ali Osman Akat “siyasi bağlantılarının” gücüyle daha bir yıl olmadan tahliye edildi.
Göz göre gerçekleşen katliamların ardından göstere göstere katliamların sorumlularının aklanması sermaye düzeninin fıtratında ölüm olduğu gerçeğinin kanıtı olarak kayıtlara geçti. Zira kapitalistler, emek sömürüsü düzenin efendileri, karşılığı ödenmemiş emeğe çökenler, masraf olmasın diye işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini almayanlar bu ülkeyi babalarının çiftliği olarak görüyorlar. Bu durumun en açık kanıtı ülkenin en büyük işçi katliamının yaşandığı Soma katliamında 301 işçinin ölümünden sorumlu olan kimsenin tutuklu olmaması, sadece Soma işçilerinin avukatları olan Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay’ın hapishanede olmasıdır.
Hendek, Ermenek maden ocakları katliamlarında da aynı cezasızlık hukuksuzluğu yaşanmıştır. Ülkeyi bir işçi mezarlığına çeviren kapitalistlerdir. İşçi sağlığı ve güvenliğini yok gören, hiçe sayan kapitalistlerdir. Kapitalistlere her türlü imkânı sağlayan sermaye düzenidir. İş cinayetlerinin olmadığı Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerin ortak mücadelesiyle kazanılacaktır. Ancak o zaman çocuklar atölyelerde ömür tüketmeyecek, şeker yiyebilecektir.